Tamam mı, Devam mı?

“… çocuğu doğunca işini bırakmak zorunda kalmış.” Üretim Elemanı, 25

“… bakıcılarla problem yaşamış, bebeğine bakacak kimse olmayınca, işten ayrılmış.” Elektrik Mühendisi, 34

“…çocuğu küçükmüş ve sağlık problemleri varmış, çocuğuyla ilgilenmek için işe 5 yıl ara vermek zorunda kalmış.” Endüstri Mühendisi, 38

“…yeni doğum yapmış, eski işyeri, sürekli izin alabilir düşüncesiyle, işten çıkarmış.” Personel Uzmanı, 29

“… küçük çocukları var.” Üretim Elemanı, 29.

Bu cümleler, korku filmi replikleri değil, kadınlarla yaptığım iş görüşmelerinden notlar. Son not adayla ilgili şirkete yapılan bir uyarı; “küçük çocukları var, yani işe almayalım, potansiyel problem” diyorum sanki… Neden bir kadın için “çocuk” ve “iş hayatı” aynı cümlede yer alamıyor? Çocuk varsa ortada bölünmüş, parçalanmış, zayıflamış bir kariyer var. Konu annelik olunca eğitimin, yaşın, statünün önemi de kalmıyor, kadın, mecbur hissettiğinde çocuk için kariyerini bir kenara bırakıveriyor.

Çocuğu olmayan genç kadınların hedefi başarılı bir iş hayatına sahip olmak, parlak bir kariyer iken, annelerin hedefi genelde çocuğa daha iyi şartlar sağlamak oluyor.

Görüşmelerde bu yapının adil olmadığı aklımdan geçiyor. Bir meslek edinmek için, bir erkekle paralel çaba gösteriyoruz. Aynı zorlukları yaşıyoruz (hatta bazen daha fazla zorluk yaşıyoruz). Aynı parkurda tüm enerji, keyif ve hırsla koşarken, çocuk ile kadına ilk çelme takılmış oluyor. Erkek tam gaz devam ederken, sevgili kadın çocuk büyütüyor, eviyle ilgileniyor. Bunun da değerini kimse bilmiyor. İşe dönmek istediğinde ikinci çelme işverenlerden geliyor; hak ettiği pozisyonun altında çalışmak zorunda kalıyor, yöneticilik gibi sorumluluk düzeyi yüksek pozisyonlar için tercih edilmiyor. Sonuç olarak, kadın çocuktan sonra işe dönse (dönebilirse!) bile, tatmin edici bir kariyer O’nu beklemiyor. Bir yandan da birçok annede görüyorum ki, çocuktan önce var olan başarma hırsı artık yok. İş hayatı ilgisini çekmiyor, bir işyerinde, tam zamanlı çalışmak içinden gelmiyor. Belirli nedenlerden dolayı işe dönmek zorunda olan bu profilde çalışan da işveren için haksızlık.

Bizim ülkemizde ailenin ekonomik şartları ne olursa olsun, kadının kendi geliri, ekonomik özgürlüğü olmak zorunda. Bu nedenle hem çocuk, hem kariyer yapmış azınlığı örnek alarak, tüm zorluklara rağmen çalışma hayatına devam etmek gerekiyor.

Reklamlar

Özgeçmişiniz İçin Bir İpucu

Harika bir özgeçmiş hazırladınız, iş görüşmesine davet edildiniz, güzel geçti ve geri dönüş bekliyorsunuz.

İnsan kaynakları profesyoneli tarafından bakılırsa, iyi hazırlanmış bir özgeçmiş elinizde, iş görüşmesini yapıyorsunuz, eldeki verilere göre aday ilgili işe uygun görünüyor, sıra referans kontrolüne geliyor.

Özgeçmişte belirtilen kişilere ulaşarak, önceden, iş arayan tarafından planlanmış görüşmeleri gerçekleştirerek elde edilen bilginin ne kadarı doğruyu yansıtıyor?

Sosyal paylaşım siteleri sayesinde gerçek yaşam ile eş zamanlı bilgi paylaşımı çok yüksek. Paylaşımların içeriği ve niteliği de paylaşımcı hakkında bilgi veriyor. Bu nedenle adınızın googleda search edilmesiyle ortaya çıkan bilgilerin kontrolünüzde olması gerekiyor. Çünkü bu bilgiler müstakbel işinizi elinizden alabilir. Bu, az içerik üretin demek değil, aksine hakkınızda hiçbir bilgi bulunmaması da içinde bulunduğumuz çağ gereği bir tür “geri kalmışlığa” işaret edebilir.

Sosyal medya kullanımında iki esas nokta var,

  • Üretilen içeriğin kalitesi
  • Üretilen içeriğin etkisi

Üretilen içeriğin kalitesinin yaşam deneyimiyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Benim için sosyal medya içeriğinin kalitesi, diğer kişiler için sağladığı fayda ile ölçülebilir. Kaliteyi, ortaya çıkan fayda ile örtüştürüyorum.

Üretilen içeriğin etkisini ölçümlemek istersek klout bize yardımcı olabilir. Klout, sosyal medya paylaşımlarını analiz eden ve sosyal medyadaki etkinliği, yani diğer kullanıcılar ile olan etkileşimi yüzde olarak puanlayan (klout skoru) bir websitesi. 2008’ de Joe  Fernandez tarafından kuruluyor. Time dergisi 2011 yılında, klout.com’u en iyi 50 internet sitesi arasında gösteriyor.

Özgeçmişinde fark yaratmak isteyenler, özgeçmişine klout skorunu ekleyerek işe başlayabilir. Cv de yer alan referans bilgilerinden daha gerçekçi buluyorum. (Ama bir de bu puanın ne olduğunu anlayabilecek insan kaynakları profesyonellerine ihtyacımız olabilir, Türkiye’ de ik çalışanlarının yetkinliği başka bir yazının konusu.)

Fark Yaratan Nedir?

Günümüzde herkes eğitimin ve gelişimin ne denli önemli olduğunun farkında… Üniversiteleri bitiriyoruz, ikincilere hatta üçüncülere başlıyoruz. Çeşitli eğitim ve sertifika programlarına katılıyoruz. Bir çok dili öğrenmeye çaba gösteriyoruz. Kendimizi geliştirmek, işimizi zenginleştirmek adına işimizle ilgili gündemi takip ediyoruz, kitaplar okuyoruz, yayınları izliyoruz. Tüm bu çabaların arkasında daha tatminkar ve kazançlı bir iş hayatına sahip olma isteği bulunuyor ama elimizde olan çoğu zaman stres, yorgunluk ve başarısızlık korkusu oluyor. Çabamıza rağmen istediğimiz noktaya gelemememizin sebebi ne olabilir?

Her iş mutlaka biri tarafından yapılır ve tamamlanır ama bir iş yalnızca işini seven biri tarafından yapılırsa farklılaşır. Çünkü işini seven tarafından yapılan bir işte “özen” olur. İşini seven ve ona tutku duyan insan ancak işinde fark yaratabilir.

İş yaşamı başarma arzusuyla anlam kazanır; başarma arzusunun temelinde de işini sevmek vardır.

Bir çalışanı, aynı işi yapan diğer çalışanlardan ayıran şey işine duyduğu sevgidir. İşe duyulan sevgi içinde çok büyük bir potansiyel barındırır. Sevginin ardından gelen çaba da bu potansiyeli gerçeğe dönüştürür. Bu nedenle işe alım süreçlerinde esas anlaşılmak istenen adayın işine karşı duyduğu sevginin ölçüsüdür. İşini seven insan ona saygı duyar ve emek vermeye istekli olur. Sadece para kazanmak için ya da ezkaza  yöneldiği bir alansa o adayın başarılı olma, kendisi ve şirket için değer üretme olasılığı neredeyse yoktur.

Fark yaratan sevgidir.

İlkokul öğretmenimin söylediği ve o gün için anlayamadığım Çinli filozof Konfüçyüs’ ün şu sözünü bugün çok iyi anlıyorum;

“Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.”

6 Adımda İş Hayatına Hazır Olun

İş hayatı diplomayı eline alınca başlamıyor, kariyer başlangıcı için hazır olduğunda başlıyor, peki nasıl hazır olacağız? Hazır olma süreci üniversite öğrencisiyken başlıyor; bu dönem kendini tanımak için en değerli zamanlar. 6 maddede özetleyelim:

  1. Kendinizi iyi tanıyın

En temel sorun bu; kendini tanımak. Kendinle ilgili farkındalık kazanmak, nelerden keyif aldığını keşfetmek, ileride yapmak istediğin iş hakkında fikirler verebilir. Hangi dersleri seviyorsun? Neden bu dersleri seviyorsun? Hangi etkinlikler seni mutlu ediyor? Ders çalışırken tek başına çalışmaktan mı, grup olarak çalışmaktan mı keyif alıyorsun? Bu soruların cevapları takım çalışmasına yatkınlığın, grup içindeki rollerin hakkında fikir verecektir.

  1. Hedefe yönelik çalışmalar yapın

Deneme yanılma yöntemi doğru kararlara ulaşmada bir yöntem olabilir fakat pratik değildir. Kayıplar için zamanımız da yok. Öyleyse çok araştırma yapmak ana hedef olmalı. Yabancı dil kursu mu seçeceksin, mutlaka iyi bir şekilde araştır. Staj için seçeceğin firmayı iyi araştır, ileride olmak istediğin yere gitmene yardım edecek bir deneyim sunacak mı, yoksa sadece staj süresini tamamlamak için mi orada olacaksın?

  1. Kariyer planınızı somutlaştırın

Kısa ve uzun dönemli kariyer planlaması yap. Kısa dönem olarak altı aylık bir süreç, uzun dönem olarak da 3 yıllık planlama yapılabilir. Yabancı dil öğrenme gerekliliği, staj yapma zorunluluğu, küçük iş deneyimleri edinme, alınması gereken kişisel eğitimler vs. bunların olması gerektiğini herkes biliyor, ama daha başlayamadan mezun olma vakti gelmiş oluyor. Zaman akıyor, istekler çok, hepsini gerçekleştirebilmek için yazılı planlamalara ihtiyacın var. Mutlaka bir ajanda edin. Günlük işlerini, görüşmelerini, ders saatlerini kaydet. Altı ay sonra ne elde etmek istiyorsun? Yabancı dil öğrenmeye başlamış olmak mı, o zaman önümüzdeki ilk ay bir yabancı dil programına kaydolman gerekecek. Ajandana not aldın mı?

Belirli bir zaman sonra nerede olmak istiyorsun ve oraya ulaşman için hangi donanımlara ihtiyacın olacak? Hepsi yazılı olsun ve belirli periyodlarla kontrol ederek ilerleme sürecini takip et ve gerekirse planında güncellemeler yap.

  1. Çalışılmak istenen alan ve sektörde neden kariyer yapmak istediğinizi bilin

Kendini tanımakla ilgili fikirlerin oluşmaya başladıkça çalışmak istediğin işi tarif edebilir hale geleceksin. Asla “her iş olsa yaparım”cılardan olma. Yapmak istediğin iş için nedenlerin seni tatmin etmeli, ancak bu şekilde mutlu ve başarılı bir çalışan olunur.

  1. Çalışmak istediğiniz alanlarda çalışanlarla görüşün

Stajlar, iş hayatını küçük de olsa deneyimlemek adına önemlidir. Stajlar sayesinde sektörde çalışan kişilerle birebir görüşme ve çalışma imkanın olur. Eğer çalışmayı düşündüğün alanda henüz staj imkanı bulamadıysan, sektördeki kişilere farklı yollardan ulaşıp çalışma hayatı ile ilgili fikir alışverişinde bulunabilirsin.

  1. Sosyal sorumluluk projelerinde yer alın

Sosyal sorumluluk projelerinde yer almak kariyerden önce karakter için bir ihtiyaçtır. Bu bilincin yerleşmesi birçok konuda başarı getirecektir. Gönüllü hizmet etmek, toplumsal bir gerekliliktir ve bunun için en uygun dönem üniversite yıllarıdır. Paylaşmayı öğrenmek, ihtiyacı olanlara destek olmak gibi yetkinlikler kişilikte zenginlik yaratacaktır. Ayrıca yarattığı tatmin duygusu daha sağlıklı bir psikolojiye sahip olunmasını sağlayacaktır. Gönüllü yer alabileceğin ve olumlu katkı sağlayacak projelerde yer al.10

Özgeçmiş Hazırlamak

Herkes kendi eğitimine, karakterine, deneyimine ve beklentilerine uygun, en iyi işte çalışmak ister. Bunun ilk adımı bir özgeçmiş hazırlayıp uygun şirketlere onu ulaştırmaktır. Bunları yaptık, peki neden telefon çalmıyor? Beklenti içinde zaman geçiyor ve umutsuzluk artıyor, en sonunda da “ben nerede hata yapıyorum?” diyorsanız okumaya devam…

Şimdi filmi başa saralım;

  1. Bir özgeçmişi gözden geçirme süresi iki dakikayı aşmaz; e-posta ile word de gelen ve açılınca fotoğrafı, tablosu kayan bir özgeçmişi önce düzeltip sonra okumak size ayrılan toplam iki dakikanın çoğunu çöpe atmak demektir. Bu nedenle özgeçmişler pdf olarak gönderilir.
  2. Yazım kurallarına dikkat etmek çok basit gibi görünsede gözden kaçan minik bir hata özgeçmişinizin tamamının okunmadan elenmesine neden olabilir. Aynı zamanda türkçe özgeçmişte kalan ingilizce yazılar ya da tam tersi size puan kaybettirir.
  3. İş deneyimlerini yazarken en üstte son çalıştığınız iş yerinin yer alması gerekir.Deneyimlerin tarihleri birbirine geçmiş olmamalıdır. Bu nedenle doğru tarihleri yazdığınızdan emin olun.
  4. “Karakter özelliklerim” gibi bir bölüm oluşturmayın. Görüşmeye davet edildiğinizde zaten açığa çıkıyor. Öncesinde de özgeçmişde yer alan; zekiyim, çalışkanım, her işi yaparım gibi cümleler anlamsız kalıyor.
  5. Özgeçmiş bir tane hazırlanıp saklanacak bir şey değildir. Özgeçmiş her başvuru yapılacak şirkete göre revize edilecek bir şeydir. Bu şu demektir; başvurduğunuz pozisyonla ilgili olmayan her şeyi çıkarın, sonuç olarak özgeçmişi görüntüleyen insan kaynakları görevlisi sizin mevcut arayış halinde olunan pozisyon ile ne kadar örtüştüğünüzü anlamaya çalışıyor. Örneğin güvenlik görevlisi olarak başvuru yapmıyorsanız sizin kick boks yapmanız pek “değerli” değil. Yazdığınız her şey hakkında düşünün ve şunu sorun “Ben bunu yazarken ne anlatmak istiyorum?”Örneğin; “Psikoloji ile ilgili kitapları okumayı sevdiğimi yazdım çünkü ben insan kaynakları departmanında çalışmak istiyorum ve insanlarla iletişimimde yararlanabilmek  için psikoloji ile ilgileniyorum.”
  6. “Kariyer hedefi” yazmak gereksiz, bunun yerine başvurulan şirkete hitaben yazılmış ön yazı oluşturmak çok daha değerlidir.Ön yazıda da neden söz konusu şirkette ve pozisyonda çalışılmak istenildiği kısaca ve güzelce ifade edilirse, iş görüşmesine davet edilme noktasında bir adım daha öne çıkmış olursunuz.

Özgeçmiş sizin işe davet edilmeniz için bir anahtarkısa ve öz hazırlamak ise işin püf noktasıdır. Genel yaklaşım “her şeyi yazayım, okuyanın dikkatini çeken bir şey çıkar nasılsa…” olunca işe davet edilmek de imkansız olur. Unutmayın, sizinle aynı kalifikasyona ya da daha fazlasına sahip bir çok kişi var ve bu insanlar sizin rakipleriniz. Bir adım öne geçmek her geçen gün zorlaşıyor. Zaten alınan eğitimler, edinilen deneyimler özgeçmişlerde görünüyor. Bunlar olumlu bir imaj yaratırken, bu saydığım basit hatalarla iş kaybetmeyin.

Özgeçmişinize özen gösterin ve defalarca okuyun, revize edin.