Kişisel Vizyon Yaratmak

İnsanlara hayallerini ve geleceğe dair isteklerini sorduğunuzda neden size kurtulmak istedikleri şeyleri söylerler?

“Daha iyi bir iş, daha iyi bir araba, çocuklar için daha iyi okullar…” Aslında işinizden memnun değilsinizdir, kurtulmak istersiniz ve bu değişikliği ulaşılmaz bir hayal sanırsınız. Sadece işinizden memnun olmadığınız için istediğinizde değişiklik gerçekleşmez, siz daha iyi bir işe uygun olduğunuzda değişiklik gerçekleşir.

Çoğu insanda gerçek vizyon duygusu yoktur. Amaç ve hedefler vardır ama bunlar vizyon değildir ve gelecek düşünüldüğünde hedefler ve vizyon karıştırılır. Birbirinden ayrı da düşünülemez ama vizyon amacı kapsar. Amaç ile vizyonu birbirinden ayıran tariflemeyi en açık şekilde Peter Senge Beşinci Disiplin kitabında yapıyor: Amaç bir yönelişe, bir genel başlığa benzer. Vizyon ise spesifik bir istikamet, arzulanan bir geleceğin resmidir.” diyor.

Kişisel vizyon oluşturmak için öncelikle bu kavramı zihinde iyice oturtmak ve sonra hayal kurmak gerekiyor; ben beş yıl sonra ne yapıyor olacağım? Peki, on yıl? Otuz yıl sonra? Vizyonunuz bugün bulunduğunuz şartlar altında ne kadar uzak görünürse görünsün, gerçekten olabileceğine inanılarak düşlendiğinde aradaki mesafe enerji yaratır. Gerilen bir ok gibi, yay ne kadar çok uzaklaşırsa oktan o kadar büyük bir enerji ile ileriye gidecektir.

Hayalleriniz ile bugün arasındaki mesafeden korkmayın, hayaller ile bugün arasında mesafe olmamasından korkun.

Reklamlar

Mutluluk İçin Anahtar Sözcükler

Bolluk içinde bir dünyada yaşıyorsun. Karnın doyuyor, ihtiyaçlarını karşılıyorsun, işe gidiyorsun, akşam sevgili aile üyelerinle huzurlu evinde televizyon programlarını, kutsal dizilerini izliyorsun, dışarı çıkıyorsun, tüketmeye devam ediyorsun, hep konuşuyorsun, hep harcıyorsun… Zihninden çok önemsediğin o kadar fazla şey var ki ufacık dünyanda… Bu sayabildiğin alan kadar sanıyorsun dünyayı. Sınırları belli… Bir sınır olduğunu bile hiç düşünmedin aslında. Hayatta kalıyorsun sadece. Seni tatmin etmeyecek kadar az, hak ettiğinden ise fazla para kazanıyorsun, kendin olmanı desteklemeyen, kendi hayallerini senin üzerinden gerçekleştirmeyi kafasına koymuş, etrafından alamadığı ilgiyi senin üzerinden, senden alma isteğiyle bastırmaya çalışan, sahte sevgi besleyen ailenle mutlusundur ve içindeki boşluk hakkında konuşmak istemezsin. Boşluk hakkında düşünürsen üzülürsün, çünkü herhangi bir uyanış hissi, seni “güvenli ve huzurlu” dünyandan koparma ihtimalini içinde barındırır. Bunu üst bilinç hesaplayamaz, bu bilinçaltının sana, seni korumak için gönderdiği bir mesajdır, asla dillendiremezsin: “güvenli yaşamından başka bir şey düşünme”. Ailene, işine ve televizyon dizilerine dönersin. Huzurlu kucak seni sımsıkı sarar.

Asla ama asla içindeki boşluğu düşünme, sürekli tozpembe hayaller kur, başkalarının toplum için olumsuz davranışlar barındıran hayatlarını eleştir ve dön bak kendine, şükret, “iyi ki benim başıma gelmedi” de, öte yandan da, “bir gün başıma gelirse ben ne yaparım” korkusuysa ortak aklın sana biçtiği hizaya hızlıca gir ve kıpırdama oradan, eğer ortak akla göre yaşarsan o, böyle şeylerin başına gelmesinden seni korur. Alıştığın rutini sana güvence olarak sunar.

Asla ama asla kitap okuma… Çünkü bilmeyi istemezsin, zaten televizyon dizileri dünyayı ayaklarının altına seriyor, komşunun başına gelenler tüm romanlardan daha heyecanlı… Asla vaktin olmamalı kitaplara, dizilerin ve dedikoduların yeteri kadar vaktini almalı… Mutfak seni bekler, futbol maçların ya da kutsal kitapların da… İnsanların yazdığı kitapları küçümse, tanımadığın adamların, kadınların sözcüklerinin senin için ne gibi bir anlamı olabilir ki, nasıl başka bir dünya sunabilir, tanımadığın insanları dinlememen gerektiği annenin ilk öğretisi unutma. Asla kitaplara dokunma, bulanır zihnin, bir daha eski huzurlu yaşantına dönemezsin, asla dokunma.

Asla ama asla geleceği düşünme. Gelecek belirsizlik ve şimdiye kadar hiç bulanmamış “berrak” zihnin sevmez belirsizliği, belirsizliğin iğnelerinin dokunulmamış bedenine saplanmasına izin verme. İncinirsin, toparlayamazsın, bir daha asla eskisi gibi olamazsın.

Asla ama asla hayal kurma. Olmaz çünkü, çünkü sen hayalin için huzurlu yaşantında bir değişikliğe sebep olacak bir şey yapmayacak kadar akıllısındır. Yaşarsın ve görürsün. Olmayacak şeyler ile zihnini meşgul edip, gerçekleşmeyince içine düşeceğin boşluktan bahsedip hiç dokunulmamış zihnini bulandırma.

Eğer öğrenmek zorundaysan, öğrenirsin. Eğer çaresizce bir çıkış yolu arıyorsan, öğrenirsin. Hem de hiç acımadan öğrenirsin. Alırsın eline bir kırbaç, dikilirsin kendi başına ve en ufak bir direniş sezdiğin anda vurursun kırbacı kendine. Hem de hiç acımadan.

Kafka’ya inanma; hiçbir şey öğrenmek zorunda değilsinçalışmak zorunda değilsin, asla alnın terlemesin, “-mış” gibi yap ve sessizce önüne atılan kemik parçalarını topla. Düşünme, yorum yapma, zihnini bulandırma ve sadece kendin gibi nesiller yetiştirmeye odaklan.

Aklından çıkarmaman gereken, mutluluk için anahtar sözcükler bunlar “kim olduğunu asla düşünme”.

Özgeçmiş Hazırlamak

Herkes kendi eğitimine, karakterine, deneyimine ve beklentilerine uygun, en iyi işte çalışmak ister. Bunun ilk adımı bir özgeçmiş hazırlayıp uygun şirketlere onu ulaştırmaktır. Bunları yaptık, peki neden telefon çalmıyor? Beklenti içinde zaman geçiyor ve umutsuzluk artıyor, en sonunda da “ben nerede hata yapıyorum?” diyorsanız okumaya devam…

Şimdi filmi başa saralım;

  1. Bir özgeçmişi gözden geçirme süresi iki dakikayı aşmaz; e-posta ile word de gelen ve açılınca fotoğrafı, tablosu kayan bir özgeçmişi önce düzeltip sonra okumak size ayrılan toplam iki dakikanın çoğunu çöpe atmak demektir. Bu nedenle özgeçmişler pdf olarak gönderilir.
  2. Yazım kurallarına dikkat etmek çok basit gibi görünsede gözden kaçan minik bir hata özgeçmişinizin tamamının okunmadan elenmesine neden olabilir. Aynı zamanda türkçe özgeçmişte kalan ingilizce yazılar ya da tam tersi size puan kaybettirir.
  3. İş deneyimlerini yazarken en üstte son çalıştığınız iş yerinin yer alması gerekir.Deneyimlerin tarihleri birbirine geçmiş olmamalıdır. Bu nedenle doğru tarihleri yazdığınızdan emin olun.
  4. “Karakter özelliklerim” gibi bir bölüm oluşturmayın. Görüşmeye davet edildiğinizde zaten açığa çıkıyor. Öncesinde de özgeçmişde yer alan; zekiyim, çalışkanım, her işi yaparım gibi cümleler anlamsız kalıyor.
  5. Özgeçmiş bir tane hazırlanıp saklanacak bir şey değildir. Özgeçmiş her başvuru yapılacak şirkete göre revize edilecek bir şeydir. Bu şu demektir; başvurduğunuz pozisyonla ilgili olmayan her şeyi çıkarın, sonuç olarak özgeçmişi görüntüleyen insan kaynakları görevlisi sizin mevcut arayış halinde olunan pozisyon ile ne kadar örtüştüğünüzü anlamaya çalışıyor. Örneğin güvenlik görevlisi olarak başvuru yapmıyorsanız sizin kick boks yapmanız pek “değerli” değil. Yazdığınız her şey hakkında düşünün ve şunu sorun “Ben bunu yazarken ne anlatmak istiyorum?”Örneğin; “Psikoloji ile ilgili kitapları okumayı sevdiğimi yazdım çünkü ben insan kaynakları departmanında çalışmak istiyorum ve insanlarla iletişimimde yararlanabilmek  için psikoloji ile ilgileniyorum.”
  6. “Kariyer hedefi” yazmak gereksiz, bunun yerine başvurulan şirkete hitaben yazılmış ön yazı oluşturmak çok daha değerlidir.Ön yazıda da neden söz konusu şirkette ve pozisyonda çalışılmak istenildiği kısaca ve güzelce ifade edilirse, iş görüşmesine davet edilme noktasında bir adım daha öne çıkmış olursunuz.

Özgeçmiş sizin işe davet edilmeniz için bir anahtarkısa ve öz hazırlamak ise işin püf noktasıdır. Genel yaklaşım “her şeyi yazayım, okuyanın dikkatini çeken bir şey çıkar nasılsa…” olunca işe davet edilmek de imkansız olur. Unutmayın, sizinle aynı kalifikasyona ya da daha fazlasına sahip bir çok kişi var ve bu insanlar sizin rakipleriniz. Bir adım öne geçmek her geçen gün zorlaşıyor. Zaten alınan eğitimler, edinilen deneyimler özgeçmişlerde görünüyor. Bunlar olumlu bir imaj yaratırken, bu saydığım basit hatalarla iş kaybetmeyin.

Özgeçmişinize özen gösterin ve defalarca okuyun, revize edin.